aras demiray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aras demiray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2009 Perşembe

Çocukluğumun Penceresinden

Sevinç Hocanın Sağ Tarafında "Faruk Temel"

"20 yıldan fazla oldu bu yazıyı yazalı. Kayıptı uzun zamandır. Yeniden ortaya çıkmasının güzel bir anlamı var mutlaka. Babamdan çıktı.. O hiçbirşeyi kaybetmez.. Bu yazının onca sene sonra yeri burasıymış demekki.."

Aras Demiray

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir sahil kasabası bırakmıştım arkamda, Çakıllık bayırını geçtiğimizden beri gözlerime değmeyen. Unutmadım..

İnce oyalar gibi işlenmişti doğa, Enez'in köylü güzeli ellerinde. Mavi, yeşil, insanlar ve çiçekler, kırmızı, beyaz daha neler neler. Birde çocuk bırakmıştım, içimden kopup Kral Kızı'na gizlenen. Koşmamıştım ardından , yakalamak için. Bırakmıştım, yaşlı gözlerimi silerken, benden de bir şeyler var diyebilmek için bu sahil kasabasının sokaklarında yaşayan. Hala çiçeklerini koklayan ve hala yaşayan bir parçam var diyebilmek için. Belki de tekrar geri dönmemin sebebi olur o çocuk.

Bereket tanrıçası "Su" Kral Kızı'ndaki tahtından bakardı mavi gözleriyle bize ve yaşam onun kadar güzeldi Enez'imde...

Sarı - yeşil bulanık sularda sıçrayan balıkları izleyerek bulursunuz yolunuzu. Ya da ihtiyar, kırış kırış, güleç bir balıkçıya sorarsınız. Bazen de yemyeşil otların arasından bir patika çıkıverir karşınıza. Sazlıklar alır götürür sizi Meriç nehrinin Ege kadının beline sarıldığı boğaza. Kilometrelerce kumsal vardır artık ayaklarınızın altında. Solunuzda Ege, önünüzde Yunanistan ve ortada Meriç nehri, sınır nehri..

En çok Enez'de duydum, en çok Enez'de kullandım "sınır" kelimesini ve orada öğrendim sınır kelimesinin anlamını, sınırlarımı. Kavga gibi, emek gibi, yaşam gibi, yürümek gibi, ölüm gibi...

Meriç nehrinin kıyısında, askeri seddenin hemen altında otururdu Faruk Temel, üç kardeşi ve anasıyla. İsten kararmış iki odalı dünyasında. Sınıf arkadaşımdı, kürt 'dü, iriyarı ve mertti. Saçları üç numaraydı, hiç uzatmadı, uzatamadı. Annem (Ayla Demiray) en sevdiği öğretmeniydi Faruk'un. Bu yüzden severdi korurdu beni; biliyorum... Ve cenazesine gidemedim, cenazeleri sevmem, ayrılıkları sevmediğim gibi. İlk defa bir dostum ölmüştü. Bahardı, çocuktum, üzülmüştüm. Hatırlıyorum, "Allah rahmet eylesin" bile demiştim ilk defa. Ama bahardı, çocuktum. O zamandan beri bir kez gittim cenazeye. İnan zorunlu hissetmesem gitmezdim. Zorunlu olmasam yine de gitmek istemem. Kendiminkine bile.

Kaynak: Enez Kartopu Gurubu

7 Mart 2009 Cumartesi

Hayal Kurmak

"İnsan uçurumun kenarına varmadan kanatlanmaz"
Kazancakis

Hayatım boyunca hezaman ve gittikçe sıklaşan aralıklarla karşılaştığım bir durumdan bahsetmek isterim sizlere. Dünyaya, yaşama, Enez'e, çevrenize bakış açınızı değiştirebileceğini ümit ettiğim gizemli bir konudan. Kurulan hayalin kısa bir süre sonra karşınıza bir gerçek olarak çıkmasının hazzını, şaşkınlığını, gücünü.. Son olarakta bu gücün insana verdiği mutluluğu, zenginliği, bolluğu anlatmak istiyorum.

Küçük bir çocukken televizyonda izlediğimiz uzay yolu gibi birçok filmde geçen ve o filmlerin yazarlarının hayallerinden çıkan inanılmaz bir çok ürünün gerçekten ve inanılmaz bir şekilde hayatımıza girmesi gibi. Bununla ilgili bir çok örnek aklıma geliyor.Kablosuz telefon, cep telefonu, lazer, uzay mekikleri, suyu ya da havayı analiz eden cebe sıgabilen aygıtlar, suda ya da denizde hareket edebilen taşıtlar, görüntülü iletişim, genetik incelemeler, canlıların kopyalarının yaratılması, savunma kalkanları, diğer gezegenlere seyahatler ve yeni yeni denemeleri araştırmaları başlayan uzay kolonisi fikirleri, Çok daha öncesinde Denizler altında 20.000 fersah kitabındaki deniz altı. Bilim adamlarının bu hayallerden ilham aldıklarını söylemek çok yanlış olmaz. Bilim adamlarının bu ilhamla gerekleştirdikleri ürünler ya da hizmetler yatırımcıların dikkatini çekmekte çok zorlanmamış ve yaygınlaşmıştır. Şu günlerdeyse olay biraz daha hız kazandı. Gerçekten bir gün önce şu alete niye böyle birşeyde yapmamışlar die düşünüyorsunuz, ertesi gün düşündüğünüz şeyi reklamlarda izliyorsunuz.

Hayal konumuzun ENEZ olduğunu söylemeye gerek yok herhalde. Ama hayal kurarken yapılacak en önemli şey bence asla kurallara, yasalara, kısıtlılıklara, olanaklara bakmamak ve usturupsuzca aklınıza geleni kafanızın içinde şekillendirmektir. Daha sonra bu hayalin kurgulaması yapılmalıdır. Kurgu gerçekleştirmeye en yaklaştığımız andır. Kurgu aşamasında kurallar, yasalar, olanaklar devreye girer. Hayalini kurduğumuz fikir bunları aşmak üzere kafamızın içinden çıkar. Bu bir yazı, bir konuşma, bildiri, istek, eylem, örgütlenme, imece olabilir. Ama artık vardır ve kendi yolunu alır. Bu bazen bir gün bazen on sene bazende yüzyıl sürer. Önemli olan hayal kurmak, paylaşmak ve bundan çekinmemektir.

"Cesaret, yani yaratıcı cesaret bizi ve çevremizi geliştirir."

Yazan: Aras Demiray

Kaynak: Enez'in Kalkınması Üzerine Fikirler
Ege Otel (Tel :0 284 811 60 86)
Sahibi ve işletmeciliğini Şevket Kurt' un yaptığı Ege Otel kaloriferli olup; 12 oda 32 yatak kapasitesine sahiptir. Her odasında, banyo, sıcak su, tuvalet, internet, tv vardır.

http://www.enezegeotel.com

Rate Me On

Rate Me on BlogHop.com!
the best pretty good okay pretty bad the worst help?